Amerika ve Irkçılık: Marion Barry’nin Bilinmeyen Yaşamı

Amerika ve Irkçılık

Marion Barry’nin Bilinmeyen Yaşamı

Op. Dr. Serhat Totan

1936 Mississippi’de doğar. 4 yaşındayken babası ölür. Annesi yeniden evlenir ve Memphis’e taşınırlar. Çok sayıda kardeş ve tüm yaşamı Amerika hükümetinin siyahlara yaptığı ayrımcılığa nefret duymak ve ergenlik sonrası da bu duruma isyan ile geçer. Öğrenim yaşamında bu siyah beyaz ayrımcılığı son derece belirgindir. Adalet sisteminde de siyahlara daha farklı davranılmakta ve eşit görülmemektedirler. Lisedeyken gazete dağıtımı yapmaya başlar. Dağıtımını yaptığı gazete 15 yeni abone kazandıran dağıtıcıyı new orleans gezisine götürmeyi taahhüt eder. Marion ile birlikte 15 aboneyi geçenler belirlenir. Ancak bir sorun vardır.. New Orleans‘a beyaz ve siyahlar aynı otobüste gidemezler. Gazete yayıncısı da 3 tane siyah “gazete dağıtıcı” için başka araç tahsis edemeyeceğini söyler ve Marion ile birlikte diğer arkadaşlarını götürmez. Marion işi protesto eder ve işe gitmez. Sonunda Marion’a St. Louis gezisi hediye edilir ve olay kapanır (1950ler).

Benzer ayrımcılık olayları üniversitedeyken de başını ağrıtır. Bir bilim fuarında gidip beyazlar için ayrılan yere oturduğu için polisle karşı karşıya gelir. Bu olay sonrası bu toplumsal dramla daha örgütlü mücadele etmeye karar verir. Ama gözünde buna neden olan devlet yapısı her zaman suçludur. Bu ezilmişliklerinin sebebi devletin ayrımcı otoritesidir. Master yaptığı dönemde asıl uğraşı otobüse siyah ve beyazların birlikte binebilmesi için çalışmak olur (1960lar).

Tennese Üniversitesi’ne programın tek siyahi doktora öğrencisi olarak kabul edilir. Çabaları sonuç veriyor gibiyken, beyaz öğrencilere ders anlatamayacağı söylenir ve doktora programını terk eder. Zaten içinde olduğu Student Nonviolent Coordinating Committee (SNCC) için çalışmalarına hız verir. Bu amaçla Washington’a gelir. Siyahların yoğun olduğu Washington DC onun için kariyer basamaklarını çıkmada önemli olur. Önce belediye meclisine seçilir. Çalışmalarında ana tema hep siyahilerin devlet tarafından nasıl ezildiğidir. Çalışmaları meyvesini verir ve 1979’da Washington DC siyah oylarını alarak belediye başkanı olur. Olur olmasına ama bütçede inanılmaz açıklar, işsizlik ve suç oranında müthiş artış şehri giderek yaşanmaz hale getirir. Belediyede yaptığı polis ağırlıklı işten çıkarmalar kentte suç oranının artmasında önemli bir etken olur. Bunun yanında uygun olmayan seyahat giderlerini belediyeye ödetmesi, bir gece kulübünde kokain kullanması gibi bir takım kişisel skandallara da imza atar.

Ortalıkta herkes söylenirken birinci dönem biter. Ve seçim olur… %58 oyla yeniden seçilir. Çünkü onu seçenler ideal bir kent yönetiminden çok kendi gibi birilerinin güç sahibi olmasından haz almaktadırlar. Ancak ikinci dönem sıkıntılıdır. İşsizlik ve borç batağı son derece başına dert olmuştur. Bir süre inşaat ve emlak sektörünü tetikleyerek işleri toparlamaya çalışır fakat yetmez, binlerce insanı bu sefer hesapsızca devlet dairelerinde işe alır ama bu da bütçeyi yine tepetaklak hale sokar. Gücü arttıkça kişisel yolsuzluk iddiaları da iyice açığa çıkmaya başlar. Alkol ve uyuşturucu sorununu herkes konuşmaya başlar. Asıl skandal eşi federal fonları kişisel amaçlı kullanımdan ceza alınca, ardından da sevgilisi kokain bulundurmaktan yakalanıp ceza alınca patlar.

Bu sırada seçim zamanı gelir. Yıl 1986 ve 3. dönemde yine seçilir. Suç oranı oldukça artmıştır. Hatta şimdi Washington Wizards olan NBA basketbol takımının adının o yıllarda Washington Bullets olması ayrı bir ironidir. Bu dönemde giderek artan yolsuzluk iddiaları ve skandallar ile devam eder gider. 1987’de Washington’da uyuşturucu çetelerinin savaşları başlar. Cinayetler giderek artar 1988, 1989, ve 1990 yıllarında sırasıyla 369, 434 ve 474 cinayet kayıtlara geçer.

Bu rakamlar ülke genelinde Washington’u birinci sıraya oturtur. 1990 yılında kırdığı cevizler bini aşınca FBI ve Wasington DC polisi ortak bir çalışma ile kokain temini, bulundurması ve kullanımını kayda alırlar. Bu tape ortalığa yayılır. Bu başkanlığının sonu olur. Mahkemeye çıkarılır 6 ay hapis cezası alır ve içeri girer. Cezaevi günleri de tahmin edileceği üzere sorunlu ve maceralı geçer. Virginia’da başlayan hapis hayatı hapishanenin bekleme salonunda bir kadınla seks yapmasına kadar devam eder, oradan Pensilvanya’daki başka bir hapishaneye nakledilir. 6 ayın sonunda da tahliye olur. Bizim memleketin tabiriyle artık muhtar bile olamaz denmektedir. Kartlar çoktan dağıtılmış, adı bile anılmazken çıkar meydanlara, sloganı “ Mükemmel olmadığımı biliyorum, ama Washington için yeterince iyiyim“ olur. 1994 sonunda belediye başkanlığına aday olur. Herkes dalga geçerken %56 oy alır ve seçilir. 5. Dönemi başlamıştır. Bu dönem de son derece sorunludur. Belediye borç batağındadır, suç oranı şehri yaşanamaz hale getirmiştir. En sonunda 1997 yılında Clinton yönetimi işe el koyar.

Belediyenin tüm finansal yetkileri için bir kayyum (CFO-Chief Financial Officer) tayin edilir. Marion Barry’nin yetkileri Parklar bahçeler ve şehir kütüphaneleri ile sınırlanır. Bir dönem de 1999 yılında böylece biter. Geriye doğru dönüp bakıldığında Marion Barry’nin amacının aslında yönetebilmek için yetki almaktan çok yıllarca kendi ve kendi gibilerini ezdiğine inandığı sistemin imkanlarını kullanarak sistemi suistimal etmek gibi görünüyor. Ona seçimde oy verenler de onun daha iyi bir gelecek daha iyi bir kent sağlamayacağını biliyorlardı muhtemelen. Ama oy veren çoğunluğun yaşamı zaten o minvaldeydi ve üstüne üstlük diğer beyaz veya kendilerinin elit diye tanımladıkları kesimin kendileri gibi suç batağı içine çekilmesinden, getto savaşları içinde kalmasından belki içten içe bir haz duyuyorlar ve bunu sağlayan kardeşlerine tam destek veriyorlardı. Tüm bunlar akılcı bir şekilde düşünüldüğünde demokratik sistemlerin yumuşak karnının demokrasi algısı oturmamış topluluklar olduğu görülüyor. Görüldüğü gibi demokrasinin -gerekçesi her ne olursa olsun- suistimali, tüm işleyen devlet organlarını ve sistemi gerçek anlamda sabote edebilmektedir. Tüm bu kuralsızlık ve yolsuzluklara rağmen Marion Barry‘yi sistemin dışına almak yaklaşık 20 yıl sürmüştür.

Tüm bu olaylardan anlaşılacağı üzere demokrasinin sağlıklı işleyebilmesinin en önemli yolu fırsat eşitliği sağlanmış, eğitimli bireyler yetiştiren bir eğitim sistemi ve çözüm algoritmasının en önemli kısmı ise – her iki taraf için de – reaktif değil proaktif bir davranış yolu izlemektir. Marion Barry’nin haklı gerekçelerle başlattığı mücadelesi proaktif olmaktan uzak gücü elinde tutmanın hazzı ile reaktif (tepkisel) bir intikam hırsına dönüşünce yıllardır uğrunda verdiği haklı mücadele de büyük zarar görmüştür. Bugünlerde yaşanılan Geourge Floyd’un ölümü sonrası gelişen haklı protestolar ne yazık ki her geçen gün daha reaktif ve yıkıcı olmaya doğru yönelmektedir. Bunun sonucu olarak da protestocuların haklı savundukları davalarında her an haksız duruma düşecekleri veya öyle gösterilmeleri için yeterince materyali tahterevallinin diğer ucundakilere sağlayacakları çok net görülmektedir.

Son söz olarak kendimize dönüp bakmakta ve geçmişimizi hatırlamakta fayda görüyorum.Marion Barry‘nin siyah beyaz ayrımcılığı yüzünden otobüsle New Orleans’a gidemediği, üniversitede ders veremediği, hatta her okula alınmadığı yıllarda ülkemizde kadın-erkek eşitliği çoktan sağlanmış, medeni kanun kabul edilmiş, köy enstitülerinde ülkenin en yoksul çocuklarına tarımdan, müziğe, resimden, tarihe uzanan bir müfredat ile tam donanımlı bireyler yetiştirilmesine çalışılmaktaydı. Cumhuriyetin o ilk yıllarındaki heyecanını devam ettirebilmek hem toplumsal hem de ülkemizin geleceği için olmazsa olmaz hedef olmalıdır. Eğitilmemiş toplumlarda hangi ülke olduğuna bakmaksızın, toplum kendi geleceğini bir hırs uğruna göz göre göre tehlikeye atmaktan kaçınmayacaktır.

Önceki

Günümüzde Otizm

Sonraki

AstraZeneca Türkiye’de İki Yeni Atama