Menarini Stemline Türkiye’nin global vizyonunu, Türkiye yapılanmasını ve onkoloji ile hematoloji alanındaki stratejik hedeflerini ele aldığımız kapsamlı röportajımız 17.sayımızda yayınlandı.
Bu kapsamlı söyleşide; Menarini Stemline Türkiye’nin global vizyonu, yerel yapılanması, hematoloji ve onkoloji alanındaki stratejik hedefleri ile yenilikçi tedavilere yönelik yaklaşımı ele alındı. Ayrıca kanser tedavisinde hızla gelişen biyobelirteç hedefli tedaviler, kişiselleştirilmiş tıp uygulamaları ve yapay zekâ destekli ilaç geliştirme süreçlerine dair önemli değerlendirmeler paylaşıldı.
Röportajımızı Menarini Stemline Türkiye Genel Müdürü Çağatay Keleş, Menarini Stemline Türkiye Medikal Direktörü Dr. Kerim Karaoğlu ve Menarini Stemline Türkiye İş Mükemmeliyeti Lideri Nihal İskenderoğlu Adalı ile gerçekleştirdik. Değerli katkıları ve paylaşımları için kendilerine teşekkür ederiz.
T.U.: Öncelikle sizi tanımak isteriz.
Çağatay Keleş: 1996 yılında Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, üç yıl boyunca hekimlik yaparak doğrudan insan hayatına dokunmanın sorumluluğunu üstlendim. Bu saha deneyimini, adım attığım ilaç sektöründe rehber olarak kullandım. Sektördeki 26 yıllık yolculuğumda, işin mutfağı sayılan satış ve pazarlama operasyonlarından, bilimsel temelli medikal süreçlere ve üst düzey stratejik yönetim fonksiyonlarına kadar geniş bir yelpazede sorumluluk üstlendim. Hemen her tedavi alanında edindiğim bu çok yönlü tecrübeyi, şirketin global vizyonuyla birleştirerek büyük bir tutkuyla çalışıyorum. Hekimlik disipliniyle kazandığım “önce hasta” ilkesini, ilaç sektörünün dinamik yapısıyla harmanlayarak Türkiye’deki hematoloji ve onkoloji hastalarının hayatında gerçek bir fark yaratmayı hedefliyorum.
Dr. Kerim Karaoğlu: Tıp eğitimimi 2009 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamladım. Araştırmalara olan ilgimle, yine Cerrahpaşa’da Tıbbi Farmakoloji alanında uzmanlık eğitimimi bitirdim. Ardından beş yıl boyunca ABD’de University of Wisconsin-Madison’da sinirbilim ve onkoloji alanında temel ve klinik araştırmalarda çalıştım. Yaklaşık on senedir ilaç sektöründe, hematoloji ve onkoloji alanlarına odaklanıyorum. 2022 yılından beri Menarini Stemline’da Türkiye organizasyonunun kuruluş aşamasına dahil olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Yenilikçi ve inovatif bir onkoloji şirketinin doğuş hikayesine katkı sunmak paha biçilemez bir deneyim. Şu an Türkiye, İsrail ve Rusya/CIS’dan sorumlu Medikal Direktör olarak görev yapmaktayım.
Nihal İskenderoğlu: Yeditepe Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum. İlaç sektörüne başlamamla birlikte farklı alanlarda öğrenme tutkum devam etti; Galatasaray Üniversitesi’nde Lojistik ve Tedarik Zinciri Yönetimi eğitimi, ardından Belçika’daki Vlerick Üniversitesi’nde Dijital Dönüşüm Programı ile bu yolculuğu zenginleştirdim. Yaklaşık 20 yıldır, ilaç sektöründe hem Türkiye’de hem de Avrupa’da tedarik zinciri, satın alma, iş zekâsı, pazarlama, dijital dönüşüm ve iş geliştirme alanlarında çalıştım. Aralık 2025’te Menarini Stemline ekibine İş Mükemmeliyeti Lideri olarak katıldım. Bu görev kapsamında sorumlu olduğum alanlar kurumsal iletişim, dijital pazarlama, ticari operasyonlar ve etkinlik yönetimi.
Menarini Stemline ekibinin kuruluş sürecinin bir parçası olmak beni gerçekten heyecanlandırıyor; Türkiye’de onkoloji ve hematoloji alanında mücadele eden hastalar ve yakınları için değer yaratacak çalışmaları birlikte şekillendirmek benim için büyük bir gurur.
T.U.: Menarini Stemline’ı ve Türkiye’deki yapılanmasını kısaca anlatır mısınız?

Çağatay Keleş: 1886 yılında İtalya’nın Floransa kentinde temelleri atılan Menarini Grup, bugün 140 ülkede 18.000 çalışanı, 18 üretim tesisi ve 9 araştırma merkezi ile dünyanın en saygın ilaç ve tanı şirketlerinden biridir. Geçmişinden aldığı etik değerleri; inovasyon, insan odaklılık ve çevresel sürdürülebilirlik prensipleriyle birleştiren grup, sağlık sektöründe güvenin simgesi olmaya devam etmek için var gücüyle çalışmaktadır.
Kardiyovasküler hastalıklar, onkoloji ve solunum yolu hastalıkları gibi dünya genelinde ölüm oranlarının en yüksek olduğu alanlara odaklanan Menarini, antimikrobiyal direnç (AMR) ile mücadelede öncü rol üstlenmektedir. Stratejik ortaklıklar ve AR-GE yatırımlarıyla, 2030 yılına kadar yeni nesil antibiyotikleri hastalara ulaştırmayı hedeflemektedir.
Menarini Stemline, onkoloji ve hematoloji odaklı Menarini grup şirketidir. Global vizyonunu yerel başarılarla pekiştiren Menarini Stemline, 2022 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet göstermektedir. Şirket, özellikle hematoloji ve onkoloji tedavi alanlarında yenilikçi çözümler sunarak Türk hastaların hayatına değer katmayı amaçlamaktadır.
T.U.: Menarini Stemline’ın odaklandığı tedavi alanları ve portföyü hakkında bilgi verir misiniz?

Dr. Kerim Karaoğlu: Menarini Stemline, hematoloji ve onkoloji alanlarına odaklanmış inovatif bir şirkettir. Şirket, kendi sınıfında ilk veya en iyi olma potansiyeline sahip tedavileri sağlık çözümleri olarak sunmayı hedeflemektedir.
Şu anda onkoloji alanında meme kanseri, hematoloji alanında ise multipl miyelom hedefli tedavilerimiz mevcuttur. Ayrıca onkoloji alanında endometrium ve over kanseri gibi farklı kadın kanserlerine; hematoloji alanında ise miyelofibrozis ve akut miyeloid lösemi gibi karşılanmamış ihtiyacın fazla olduğu hastalıklara yönelik çalışmalar devam etmektedir.
T.U.: Kanser tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşanıyor. Siz bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dr. Kerim Karaoğlu: Kanser alanındaki dönüşüm çok hızlı devam ediyor. Veri işleme teknolojilerinin hızlanması tüm süreçleri olumlu etkiliyor. Örneğin, bir molekülün keşfi (discovery) ve Faz 1 sürecine hazır hale gelmesi klasik metotlarla 7–8 yıl sürerken, yeni in siliko modeller ve yapay zeka destekli molekül geliştirme teknikleriyle bu süre 1,5–2 yıla düşmüş durumda. Bu, yeni tedavi geliştirme süreçlerinin ciddi şekilde hızlanması demek.
Menarini Stemline olarak bu gelişmeleri yakından takip ediyor ve süreçlerimizi bu araçlarla optimize ediyoruz. Bu teknolojilerle hızlandırılmış şekilde klinik aşamalara gelen KAT6 ve KIF18A inhibitörlerimiz şu an erken faz aşamasındadır. Umuyoruz ki, tüm gelişen teknolojiler sayesinde bir molekülün keşfinden klinik pratiğe gelme süresi yakın gelecekte çok daha kısalacak.
T.U.: Biyobelirteç hedefli tedaviler nedir ve kanser tedavisinde neden önemlidir?
Dr. Kerim Karaoğlu: Kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımı, özellikle onkoloji ve hematoloji alanında artık bir gerekliliktir. Bu süreçte biyobelirteçler (moleküler hedefler) oldukça önemli bir rol oynar. Bu gelişmelerin hızla klinik pratiğe geçmesi devrim niteliğindedir.
Kanser tedavisinde moleküler hedefleri belirlemek ve bu hedeflere yönelik tedaviler geliştirmek, hastaların daha etkin tedavi almasını ve ilaçların yan etkilerinin azaltılmasını sağlar. Klinik olarak benzer seyreden kanserler, moleküler hedef bazlı ve hatta hasta bazlı ayrışmalar ile farklı tedavi seçeneklerine yönlendirilebilmektedir.
T.U.: Biyobelirteç hedefli tedavilerin öne çıktığı bir diğer alan da meme kanseri. Bu alandaki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dr. Kerim Karaoğlu: Meme kanseri, kadınların yaklaşık dörtte birini etkileyen önemli bir hastalıktır. Bu nedenle gelişmeler hızlı bir şekilde gündeme yansımaktadır. Hastalığın biyolojisi keşfedildikçe farklı etki mekanizmaları ve moleküler yolaklar ortaya çıkmaktadır.
Son yıllarda metastatik meme kanserinde biyobelirteç hedefli tedaviler artmıştır. Hormon pozitif olarak adlandırılan ve meme kanserlerinin yaklaşık dörtte üçünü oluşturan alt grupta, ESR1, PI3K, AKT1 ve PTEN gibi mutasyonların test edilmesi uluslararası kılavuzlarca önerilmektedir. Hatta hormonal tedavilere maruz kalan hastalarda ESR1 mutasyonu için her tedavi basamağı öncesinde test yapılması tavsiye edilmektedir. Olumlu bir gelişme de bu testlerin artık sıvı biyopsilerle, yani sadece bir tüp kan ile yapılabiliyor olmasıdır.
T.U.: Mart ayı aynı zamanda Multipl Miyelom Farkındalık Ayı. Multipl miyelom hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Nihal İskenderoğlu: Multipl miyelom, kemik iliğindeki plazma hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan ve kemik ağrıları, kırıklar, böbrek hasarı ile anemiye yol açabilen bir kan kanseri türüdür. Genellikle 60 yaş üstünde görülür.
Multipl miyelomda erken tanı ve yenilikçi tedaviler yaşam süresini uzatmaktadır. Ancak hastalık seyri nüks ve progresyonlarla devam ettiği için yeni tedavilere ihtiyaç vardır. Bu noktada, doğru kombinasyon ve basamaklarda uygulanan tedaviler, hastalar için etkin yanıt avantajları sağlamaktadır.
Yeni tedavi seçenekleri olarak, immunmodülatör ilaçlar, proteazom inhibitörleri, monoklonal antikorlar ve yakın zamanda erişilebilir hale gelen XPO1 inhibitörü ile BCMA hedefli tedaviler, dirençli hastalar için önemli bir ihtiyaç karşılamaktadır.
T.U.: Önümüzdeki dönemde Menarini Stemline Türkiye’nin hedefleri neler olacak?
Çağatay Keleş: Menarini Stemline olarak Türkiye’deki temel hedefimiz, henüz karşılanmamış tıbbi ihtiyaçların en yoğun olduğu hematoloji ve onkoloji alanlarında “sınıfında ilk” (first-in-class) ve yenilikçi tedavileri Türk tıbbının hizmetine sunmak ve kanserle mücadele eden hastaların hayatında somut bir fark yaratmaktır.
2022 yılından bu yana Türkiye’de attığımız adımları, önümüzdeki dönemde üç ana stratejiyle taçlandırmayı hedefliyoruz:
• Erişilebilirliği Genişletmek: Zorlu kanser türlerinde ve nadir hematolojik hastalıklarda, hastaların en modern ve hedefe yönelik tedavilere global standartlarda erişmesini sağlamak.
• Bilimsel Paydaşlık: Türk hekimleri ve akademik camia ile klinik araştırma ve bilimsel veri paylaşım süreçlerinde stratejik iş birliklerini derinleştirerek Türkiye’yi bölgedeki onkoloji çözümleri için önemli bir merkez haline getirmek.
• Teknoloji ve Hız: Globalde kullandığımız yapay zeka destekli ilaç geliştirme ve veri analizi gücünü yerel operasyonlarımıza entegre ederek, hastaların ihtiyaç duyduğu yeni molekülleri en hızlı şekilde tedavi protokollerine dahil etmek.
Kısacası hedefimiz; sadece bir ilaç tedarikçisi olmak değil, hastaların yaşam süresini ve kalitesini artırmak için her gün tutkuyla çalışan, Türkiye’nin en güvenilir biyoteknoloji partnerlerinden biri olmaktır.
T.U.: 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle sağlık profesyonellerine iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Nihal İskenderoğlu: 14 Mart Tıp Bayramı, hekimlerimizin ve tüm sağlık çalışanlarının özverisini, cesaretini ve insan hayatına adanmışlıklarını hatırladığımız çok özel bir gündür. Menarini Stemline Türkiye’de, onkoloji ve hematoloji alanında çalışan hekimlerle aynı amaç için yan yana yürümek bize ayrı bir anlam ve sorumluluk yüklüyor.
Tüm hekimlerin 14 Mart Tıp Bayramı’nı içtenlikle kutluyor; varlıklarıyla hepimize güç verdikleri için teşekkür ediyorum.







