Bayer, Vibe Coding Hackathon’da Yapay Zekâ ve Yenilikçi Çözümleri Bir Araya Getirdi

Göz sağlığı teknolojilerinde dünya liderlerinden ZEISS, tıp dünyasının en prestijli bölgesel buluşmalarına bir yenisini daha ekledi. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinden çok sayıda göz cerrahını bir araya getiren “ZEISS EMEA Cataract & Corneal Refractive User Meeting 2026”, İstanbul’un ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

Üç gün boyunca süren bu önemli zirvede; katarakt ve korneal refraktif cerrahisi alanındaki en güncel gelişmeler, yenilikçi uygulamalar ve yapay zeka tabanlı çözümler masaya yatırıldı.

Bilimsel İş Birliği ve Uluslararası Deneyim Aktarımı

ZEISS’ın bilimsel iş birliğini ve mesleki gelişimi destekleme vizyonunun bir parçası olan buluşma, farklı ülkelerden 500’ü aşkın hekimi aynı çatı altında bir araya getirerek uluslararası bilgi paylaşımına önemli bir katkı sağladı. 5 Haziran Cuma günü açılış ve bilimsel oturumlar ile başlayan yoğun program; 6 ve 7 Haziran tarihlerinde ise

  • Bayer Türkiye İlaç Bölümü, yapay zekânın sağlık sektöründeki etkisini ve geleceğin sağlık çözümlerini odağına alan “Vibe Coding Hackathon” etkinliğine ev sahipliği yaptı. Bayer çalışanlarının yanı sıra sağlık ve teknoloji dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getiren etkinlikte, yapay zekâ destekli yenilikçi proje fikirleri geliştirilirken, sağlık alanında yapay zekânın sunduğu fırsatlar da uzman isimlerin katılımıyla ele alındı.

Farklı disiplinlerden profesyonellerin katılımıyla gerçekleştirilen Vibe Coding Hackathon kapsamında Bayer çalışanları, gün boyunca ekipler halinde çalışarak iş süreçlerini geliştirmeye ve sağlık ekosistemine değer katmaya yönelik projeler üzerinde yoğunlaştı. Etkinlik boyunca geliştirilen fikirler Bayer genelinde inovasyon kültürünün güçlenmesine katkı sağlarken, açılış seansı sırasında düzenlenen panelde yapay zekânın sağlık hizmetleri üzerindeki etkileri çok boyutlu bir bakış açısıyla değerlendirildi.

“Yapay zekâ, insan potansiyelini ortaya çıkaran önemli bir fırsat”

Etkinliğin açılışında konuşan Bayer İlaç Türkiye ve İran Ülke Grubu Başkanı Colin Tyrer, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir araç değil, insan potansiyelini ortaya çıkaran güçlü bir fırsat olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji olarak değil; insanların daha iyi fikirler geliştirmesine, daha hızlı öğrenmesine ve paydaşlarımıza daha fazla değer sunmasına katkı sağlayan bir araç olarak görüyoruz. Farklı disiplinlerden profesyonellerin ortak bir amaç etrafında bir araya gelmesi, inovasyonun en güçlü örneklerinden birini oluşturuyor. Bu tür platformlar, geleceğin çözümlerinin ortaya çıkmasına ve iş birliği kültürünün güçlenmesine önemli katkı sunuyor.”

“Hackathonlar öğrenmenin ve iş birliğinin hızlandığı fırsatlardır”

Bayer Avrupa ve Orta Doğu Dijital Projeler Lideri ve Global Hackathon Koordinatörü Same Mehmari, bu tür etkinliklerin iş süreçlerine değer yaratan önemli bir öğrenme ortamı sunduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Hackathonlar yalnızca yeni fikirlerin üretildiği etkinlikler değil; aynı zamanda öğrenmenin, iş birliğinin ve özgüvenin hız kazandığı güçlü platformlardır. Bugün geliştirilen fikirler nihai ürünlere dönüşmese de; gelecekte iş yapış şekillerimizi değiştirecek çözümlerin ilk adımlarını oluşturabilir. Yapay zekânın gücü, doğru ekipler ve farklı bakış açılarıyla birleştiğinde çok daha büyük bir etki yaratıyor.”

Dijital dönüşüm yolculuğuna katkı

Bayer Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğuna değinen MENAT Bölgesi Bilgi Teknolojileri Lideri Ali Pala, yapay zekâ ve teknoloji odaklı projelerin iş süreçlerine sağladığı katkılara dikkat çekti:

“Son yıllarda hayata geçirdiğimiz yapay zekâ ve dijital dönüşüm projeleri sayesinde önemli verimlilik kazanımları elde ettik. Vibe Coding yaklaşımı, teknik uzmanlığı olmayan ekiplerin de yapay zekâ ile değer yaratabilmesine olanak tanıyor. Bu yaklaşım, inovasyon kültürünü daha geniş bir alana yayarak farklı bakış açılarının çözüm üretme süreçlerine dahil edilmesini sağlıyor.”

Sağlıkta yapay zekânın geleceği masaya yatırıldı

Bayer İlaç Türkiye ve İran Medikal Direktörü Dr. Sabahat Oral’ın moderasyonunda gerçekleştirilen “Sağlık Sektöründe Yapay Zekâ Uygulamaları ve İlaç Endüstrisindeki Rolü” başlıklı panelde, yapay zekânın klinik araştırmalardan ilaç geliştirme süreçlerine, tanı ve tedavi uygulamalarından hasta deneyimine kadar uzanan etkileri ele alındı.

Panelde değerlendirmelerde bulunan Dr. Sabahat Oral, sağlık alanında yaşanan değişimin merkezinde bilimin ve teknolojinin birlikte yer aldığını belirterek şunları söyledi:

“Yapay zekâ, sağlık alanında daha hızlı, daha doğru ve daha kişiselleştirilmiş çözümler geliştirilmesine katkı sunan güçlü bir araç olarak öne çıkıyor. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir bir değere dönüşebilmesi için bilimsel yaklaşımın, etik ilkelerin ve insan odaklı bakış açısının birlikte ilerlemesi gerekiyor. Bugün sağlık ve teknoloji dünyasını aynı platformda buluşturmak, geleceğin sağlık çözümlerini şekillendirecek fikirlerin ortaya çıkmasına katkı sağlamak açısından büyük önem taşıyor.”

Panelde konuşan Göz Hastalıkları Profesörü Prof. Dr. Hakan Özdemir, yapay zekânın sağlık alanında yeni bir paradigma oluşturduğunu belirterek, “Yapay zekâ, sağlık profesyonellerinin yerini alacak bir teknoloji olarak değil, onların daha doğru, daha hızlı ve daha kapsamlı kararlar almasını destekleyen güçlü bir yardımcı olarak görülmeli. Önümüzdeki dönemde fark yaratanlar, yapay zekânın sunduğu imkânları mesleki bilgi ve deneyimleriyle birleştirebilenler olacak. Sağlık alanında araştırmadan tanıya, tedavi planlamasından ilaç geliştirmeye kadar birçok süreçte yapay zekâdan etkin şekilde yararlanmak, hem sağlık profesyonelleri hem de hastalar için önemli faydalar sağlayabilir” dedi.

Kardiyoloji Profesörü Prof. Dr. Tarık Kıvrak ise yapay zekânın sunduğu fırsatların yanı sıra etik ve güvenlik boyutunun önemine dikkat çekerek “Yapay zekâ sağlık alanında önemli fırsatlar sunarken, şeffaflık, veri güvenliği ve etik kullanım konularını da beraberinde getiriyor. Gelecekte fark yaratan kurumlar yalnızca yeni teknolojiler geliştirenler değil, bu teknolojileri güvenilir, sorumlu ve insan yararını merkeze alan bir anlayışla kullananlar olacak” diye konuştu.

Gün boyunca devam eden hackathon’un sonunda ekipler geliştirdikleri projeleri jüriye sundu. Değerlendirme sonucunda en başarılı bulunan projeler, Bayer’in global inovasyon platformlarında Türkiye’yi temsil edecek.

Bayer, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin sunduğu fırsatlardan yararlanarak sağlık alanında yenilikçi çözümler geliştirmeyi sürdürürken; bilim, teknoloji ve iş birliğini bir araya getiren çalışmalarıyla geleceğin sağlık ekosistemine katkı sunmaya devam ediyor.

Vibe Coding Hackathon Hakkında

Vibe Coding Hackathon’ları, sağlık alanında ilgili uzmanların BT ekipleriyle bir araya gelerek gerçek hayattaki zorlukları yapay zekâ destekli çözümlere dönüştürdüğü inovasyon maratonlarıdır. Birkaç saat içinde, yapay zekânın kodlama süreçlerini hızlandırıcı gücünden yararlanarak, fikir sahipleri (“Lions”) teknik uzmanlarla (“Champions”) eşleşir ve içgörüler üreten çözümlerin prototiplerini hızla geliştirir. Bu yaklaşım sayesinde inovasyon daha erişilebilir hale gelir; herkes bir fikir geliştiricisi ve çözüm üreticisi olabilir, yenilikçi fikirler hızla hayata geçirilir ve konsept aşamasındaki fikirler tek bir gün içinde somut çözümlere dönüşür. Her Hackathon sonunda seçilen birinci proje, çözümünü Bayer’in Berlin’de düzenlediği Lions’ Cave etkinliğinde sunma hakkı kazanır. Vibe Coding Hackathon serisinin büyük finali niteliğindeki bu etkinlikte, farklı ülkelerde düzenlenen Hackathon’ların kazanan ekipleri projelerini yüksek enerjili bir sunum yarışmasında paylaşır. Her ekip geliştirdiği çözümü tanıtırken, organizasyon genelindeki çalışanlar oy kullanarak genel kazananı belirler. Böylece etkinlik, inovasyonun, iş birliğinin ve üretken yapay zekâ destekli fikirlerin görünür şekilde kutlandığı önemli bir platforma dönüşür.

sunumlarını dinleme, güncel klinik ve cerrahi deneyimleri paylaşma fırsatı buldu.

Teknolojik İnovasyonlar ve Cerrahi Standartlar Masada

Konferans boyunca gerçekleştirilen odak oturumlarında; cerrahi uygulamalardaki yenilikçi yaklaşımlar, göz cerrahisinde son teknolojik gelişmeler ve hasta deneyimini en üst seviyeye çıkarmaya yönelik güncel çözümler en ince ayrıntısına kadar tartışıldı.

İstanbul’un Ev Sahipliğinde Bölgesel Güç Birliği

ZEISS Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Christian Martin, ZEISS’ın bölgedeki çalışmalarına ve vizyonuna değinerek şunları aktardı:

“ZEISS’ın global vizyonunu Türkiye’de somut bir değere dönüştürmek adına 2014’ten beri büyük bir özveriyle çalışıyoruz. Global vizyonumuzun bir yansıması olarak, oftalmoloji alanında medikal ekosistem teknolojileri sunarak klinik verimliliği destekliyor, sağlık profesyonellerinin tanıdan tedaviye tüm iş akışını kolaylaştırıyoruz. Eğitim programlarımız ve yenilikçi çözümlerimizle, iş ortaklarımızın başarısına katkı sağlamaya ve onları desteklemeye devam ediyoruz. Türkiye’deyiz, Türkiye için buradayız.

ZEISS olarak, EMEA bölgesinin en büyük oftalmoloji etkinliklerinden birine İstanbul’da ev sahipliği yaparak global vizyonumuzu ve bilgi birikimimizi Türkiye’deki medikal ekosistemle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Dünyanın dört bir yanından gelen değerli hekimlerle ortak bir hedefi paylaştığımız bu zirve, Türkiye’nin göz sağlığı alanında yakaladığı küresel standartları ve bölgesel gücü bir kez daha güçlü bir şekilde ortaya koydu. Bilimi, ileri teknolojiyi ve insanı merkeze alan bir yaklaşımla gerçekleştirdiğimiz bu büyük buluşma, katılımcıların kliniklerine taşıyacağı yepyeni vizyonlar ve ortaklıklarla başarıyla tamamlandı.”

Dijital Teknolojiyle Göz Cerrahisinde Yeni Dönem

Göz cerrahisinde yaşanan dijital dönüşümü ve yenilikçi lazer tedavilerini değerlendiren ZEISS Türkiye Medikal Teknolojiler Ülke Direktörü Barış Arslan, şu ifadeleri kullandı:

“Göz cerrahisinde dijitalleşme artık operasyon süreçlerin yanı sıra, tedavi planlamasından hasta takibine kadar tüm iş akışlarını dönüştürüyor. VISUMAX 800 ile birlikte SMILE Pro ve PRESBYOND gibi lazer tedavilerinde elde edilen başarılı klinik sonuçları bir kez daha değerlendirme imkanı bulduk. Dijital planlama sistemleri sayesinde manuel veri girişlerinden kaynaklanabilecek hatalar önemli ölçüde azaltılırken, CentraLign ve OcuLign gibi robotik hizalama teknolojileri ameliyatlarda çok daha yüksek hassasiyet sağlıyor.”

Yapay Zekâ ve Dijital Ekosistem

Barış Arslan, kişiselleştirilmiş tedavi süreçlerinde yapay zekanın önemini ise şu sözlerle vurguladı:

“Günümüzde kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Kuru göz hastalığı gibi cerrahi başarıyı etkileyebilen faktörlerin doğru değerlendirilmesi ve hastaya ait tüm göz verilerinin tek bir platformda analiz edilmesi, daha öngörülebilir sonuçlar elde edilmesine katkı sağlıyor. Yapay zekâ destekli dijital ekosistemler ise teşhis, cerrahi ve takip süreçlerini entegre ederek hekimlerin karar alma süreçlerini destekliyor ve hasta deneyimini daha da iyileştiriyor.”

Kanıta Dayalı Veri ve Bilimsel Paylaşımın Önemi

Sorbonne Üniversitesi Tıp Fakültesi Refraktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Dan Reinstein ise, organizasyonun tarihsel sürecine ve bilimsel katkılarına dikkat çekerek, şunları kaydetti:

“ZEISS EMEA Cataract & Corneal Refractive User Meeting’in yaklaşık 25 yıldır bir parçasıyım. Bugün 30. yılını kutlayan bu etkinliğin, göz hekimliği alanındaki bilimsel bilgi paylaşımına ve mesleki gelişime sağladığı katkılara yeniden tanıklık ettik. Tıp dünyasında gelişmeleri takip etmenin iki temel yolu vardır: Bilimsel yayınları incelemek ve meslektaşlarla bir araya gelerek bilgi paylaşımında bulunmak. Bu nedenle bilimsel toplantılar, ileri cerrahi teknolojilerin tanıtıldığı platformların yanı sıra, mevcut uygulamaların eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirildiği önemli öğrenme ortamlarıdır. Hekimlerin kararlarını kanıta dayalı verilere göre vermesi gerektiğine inanıyorum. Bu organizasyon da bilimsel verilerin tartışılması, deneyimlerin paylaşılması ve hastalar için en iyi sonuçlara ulaşılması açısından büyük değer taşıyor.”

2 Milimetrelik Kesilerle Gözlüksüz Bir Yaşam Mümkün!

Türkiye’nin ev sahipliğini ve gelişen cerrahi teknolojilerin hastalara olan konforunu değerlendiren Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Başak Bostancı ise şöyle konuştu:

“Bu kadar büyük ölçekte bir toplantıya İstanbul ve Türkiye olarak ev sahipliği yapmanın gururunu yaşıyoruz. Otuz yıllık toplantılar zinciri içerisinde en yüksek katılımın gerçekleştiği organizasyon olması, İstanbul buluşmasını ayrıca önemli kılıyor. Dünyanın dört bir yanından gelen meslektaşlarımızla güncel lazer ve katarakt teknolojilerini tartışma, farklı deneyimleri paylaşma ve alanımızdaki son gelişmeleri değerlendirme imkanı bulduk.

Yeni teknolojik gelişmeler, insanların hızlı bir şekilde iyileşmelerini ve sosyal hayatlarına kolay dönebilmelerini sağlıyor. Geçmişle kıyaslandığında insanlar katarakt cerrahisi sonrası dikişlere sahip oluyor ve bu dikişlerin alınması için belirli bir süre beklemek zorunda kalıyordu. Günümüzde ise katarakt cerrahisi yaklaşık 2 milimetrelik çok küçük kesilerle gerçekleştirilebiliyor ve uygun göz yapısına sahip hastalarda kullanılan çeşitli mercekler sayesinde gözlüksüz bir yaşam mümkün olabiliyor. Benzer şekilde lazer cerrahileri de geçmişte daha ağrılı, iyileşme süresi daha uzun ve bazı durumlarda göz numaralarının geri dönebildiği uygulamalarken, bugün çok daha etkin, güvenli ve hızlı iyileşme süreleri sunan cerrahiler haline geldi. Hatta bazı hastalar bir saat gibi kısa sürelerde günlük yaşamlarına dönebiliyor. Bu gelişmeler, teknolojinin hızlı ilerlemesi ve doğru kullanımı sayesinde mümkün oluyor.”

 

Önceki

Oftalmolojinin En Prestijli Bölgesel Buluşması İstanbul’da Gerçekleşti

Sonraki

Opella’dan Sürdürülebilirlikte Yeni Dönem: Health³ Stratejisi Hayata Geçiyor

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öne Çıkanlar