35 yılı aşkın sağlık sektörü deneyimiyle Medihit’i hayata geçiren Meri İstiroti, sağlık kurumlarının yönetimden büyümeye uzanan yolculuğunda fark yaratan modeller geliştiriyor. Hastane yönetiminin dönüşümünü ve Medihit Modeli’nin bu dönüşümdeki rolünü, Medihit Kurucusu Meri İstiroti ile ele aldık.
- Türkiye’de hastane yönetimi neden geç gündeme geldi?
Türkiye’de sağlık alanı uzun yıllar boyunca güçlü bir klinik bakış açısıyla ilerledi. Doğal olarak odak noktamız, hekimlik pratiği ve hasta tedavisi oldu. Bu yaklaşım, ülkemizin sağlıkta bugün geldiği noktada önemli bir paya sahip.
Başlangıçta sağlık yönetimi, işletmenin bir alt alanı gibi konumlanıyordu. Ancak zamanla sağlık hizmetlerinin ölçeği ve karmaşıklığı arttıkça; sağlık pazarlaması, maliyet analizi, insan kaynakları yönetimi, bütçeleme ve hastaneciliğe özgü makro ekonomik yaklaşımlar gibi çok boyutlu alanları kapsayan bir yapıya dönüştü.
Bu gelişimle birlikte dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sağlık yönetimi alanında daha derin uzmanlaşmalar ortaya çıktı. Sağlık yönetimi fakültelerinin artması, sertifika ve MBA benzeri programların yaygınlaşmasıyla birlikte bu alan hem profesyonel hem de akademik olarak güç kazanmaya başladı. Bugün hastane yönetiminin gündeme gelmesini, geç kalınmış bir durumdan ziyade, sektörün doğal bir olgunlaşma ve profesyonelleşme süreci olarak değerlendirmek gerektiğine inanıyorum.
- Sağlık kurumlarının en sık yaptığı yönetim hataları neler?
Sağlık kurumlarında yapılan tercihleri “hata” olarak tanımlamaktan ziyade, çoğu zaman öğrenme alanları olarak görüyorum. Ancak sahada sık karşılaştığımız durumlardan biri, büyümenin hızının organizasyonel yapıdan daha önde gitmesi. Bir diğer konu da karar alma süreçlerinde sezgilerin, verinin önüne geçebilmesi. Oysa global ölçekte başarılı sağlık kurumlarının ortak noktası; ölçen, dinleyen ve sürekli kendini güncelleyen yapılar kurmaları. Sağlık sektörü yaşayan bir organizma gibi; durağan kaldığınızda değil, öğrendiğinizde güçleniyor.
- Teknoloji tek başına sağlıkta neden çözüm olmuyor?
Teknoloji sağlıkta çok büyük fırsatlar sunuyor; bunu inkâr etmek mümkün değil. Ancak teknoloji tek başına bir amaç değil, doğru kurgulanmış bir sistemin parçası olduğunda anlamlı.
Önce insanı, süreci ve iş yapış biçimini doğru tanımlamak gerekiyor. Global örneklere baktığımızda, teknolojiyi başarıyla kullanan kurumların ortak özelliği; onu insanın yerine koymak yerine, insanı güçlendirmek için kullanmaları.
Ben her zaman şuna inanırım: teknoloji doğru ellerdeyken ilerletir, yanlış kurguda ise karmaşıklaştırır.
- Sürdürülebilir büyüme sağlık kurumları için nasıl mümkün?
Sürdürülebilir büyüme, sağlık kurumları için yalnızca belirli bir dönemde büyümek değil; uzun vadede ayakta kalabilen, değişen koşullara uyum sağlayabilen ve değer üreten yapılar kurabilmek anlamına geliyor. Sağlık sektörü doğası gereği çok dinamik ve yüksek sorumluluk içeren bir alan. Bu nedenle büyümenin mutlaka sağlam temellere dayanması gerekiyor.
Global ölçekte kalıcı başarı elde etmiş sağlık kurumlarına baktığımızda; ortak noktalarının net bir stratejik yön, finansal disiplin ve iyi kurgulanmış organizasyonel yapılar olduğunu görüyoruz. Plansız ya da sadece fırsat odaklı büyüme, kısa vadede sonuç verse bile uzun vadede kurumları zorlayabiliyor.
Bu noktada sürdürülebilirliği mümkün kılan en önemli unsur, ölçülebilir hedefler ve veriye dayalı yönetim anlayışı. Sağlık kurumlarının yatırımlarını, hizmet çeşitliliğini ve büyüme hızını gerçekçi bir planlama ile ele alması büyük önem taşıyor. Aynı zamanda değişen hasta beklentileri, regülasyonlar ve küresel rekabet koşulları da bu planlamanın ayrılmaz bir parçası.
Ben sürdürülebilir büyümeyi; hızlı genişlemeden çok, kurumun kapasitesiyle uyumlu, dengeli ve kontrollü bir ilerleme olarak tanımlıyorum. Bu yaklaşım, sağlık kurumlarının hem bugününü hem de geleceğini güvence altına alıyor.
- Medihit’in farkı: danışmanlık mı, teknoloji mi, strateji mi?
Medihit’i kurarken benim için en önemli nokta, sağlık sektörünün gerçeklerini sahada yaşayarak öğrenmiş bir ekip ile yola çıkmaktı. Yıllarca hastane yapılarının içinde çalışmış, süreci hem yönetim hem insan boyutuyla deneyimlemiş bir ekip kurduk. Bu sayede önerdiğimiz her model, teoriden değil gerçek uygulama deneyiminden besleniyor.
Medihit’te danışmanlık, teknoloji ve stratejiyi birbirinden ayrı alanlar olarak görmüyoruz. Biz daha çok, sağlık kurumlarının ihtiyaçlarına göre değişebilen; stratejik planlama, yönetim modeli tasarımı, büyüme kurgusu, operasyonel verimlilik ve pazarlama/marka yapılanması gibi başlıklarda bütüncül çözümler geliştiriyoruz. Teknolojiyi de bu çerçevede, stratejiyi destekleyen ve işi ölçülebilir kılan bir araç olarak konumluyoruz.
Bugün Medihit, yalnızca Türkiye’de değil, yurt dışındaki sağlık kurumlarıyla da aktif olarak çalışan bir yapı. Farklı ülkelerde edindiğimiz bu deneyim, geliştirdiğimiz modellerin daha esnek, uygulanabilir ve evrensel olmasını sağlıyor.
Bizim için asıl fark; sağlık kurumlarına kısa vadeli çözümler sunmak değil, uzun vadede büyümelerini destekleyen, sürdürülebilir ve sağlam yapılar kurmalarına eşlik etmek. MediHit’i bu anlayışla konumlandırıyoruz.







